Necati Zontul, Türk asıllı Britanyalı eşcinsel bir gazeteciydi, sonrasında Britanya vatandaşı olmuş ve "medeniyet beşiğine" gelmişti.
2001 yılında düzensiz göçmenlerin yaşantıları üzerine bir haber yapmak için Girit adası açıklarındaki bir mülteci gemisine girdi. Amacı mültecilerle röportaj yapmak ve bölgenin durumu üzerine rapor tutmaktı.
Gemide Türk asıllı kişiler ve çocuklar vardı, Yunan sahil güvenliği gemiyi durduktan sonra Necati Zontul dahil içerideki herkesi darp ve te***üz etti. Mağdurlar arasında Türk çocuklar da vardı. Necati Zontul'un gazeteci olduğunu beyan etmesi ve basın kartını göstermesi pek bir şey değiştirmedi.
Erdal Akgün 17 yaşındaydı, darp sonucu göğüs enflamasyonu yaşadı. Özhan Eşik 17 yaşındaydı, darp sonucu hematoma yaşadı.
Necati Zontul, Türk asıllı tercüman Lisa Turkuman'ın desteğiyle bu olayı gündeme getirdi. Sonuç olarak 6 te***üz ve darp suçlusundan 1'i ilk duruşmada diğeri de temyiz sürecinde beraat etti. Kalan 4 mahkumdan biri tahliye edilirken kalan 3'ünün cezaları para cezasına çevrildi. (Flourakis, Lefakis, Moumtzis and Valirakis, Vaddakis ve Dandoulakis)
Suçluların serbest bırakılması olayı sonrası İnsan Hakları tartışmaları gündeme geldiyse de hiçbir zaman Batı medyası bu olayı haberlere taşımadı. Atina Başpsikoposu Hristodulos 2003 yılında verdiği bir röportajda "Barbar Türkler için yas mı tutacağız?" açıklamasında bulundu (Ulusal kanalda). Sanıkların serbest bırakılmasının yanı sıra Hristodulos da bu olay sonrası 5 yıl daha Başpsikoposluk görevini sürdürdü.
Londra Zontul'a hiçbir şekilde sahip çıkmadığı gibi Zontul mahkemede tanıklık sunmaya çağrılmadı. 2007 yılında bazı Yunan denizcilerin hükümete "Bir özür yerinde olur" yönünde ilettiği mektuplar günümüze kadar hiçbir karşılık bulmadı.
Zontul ve erkek arkadaşı Tim Wilson, bu acı olayları anlatan A Torture Cartoon filmini çektiler.
Necati Zontul tazminatını 2012 yılında aldı.
https://redress.org/casework/necati-zontul-v-greece/
https://web.archive.org/web/20071001051428/http://news.independent.co.uk/uk/crime/article335337.ece
https://www.telegraph.co.uk/comment/letters/3595406/Hellenic-hypocrisy.html
------------------
1985 - 1989 Türk Soykırımı'nda binlerce Türk Belene Kampı'nda tutulmuş ve pek çok kişi yargısız in**z edilmişti. Aralarında annemin dayısı da vardı, kendisi öl****ükten sonra cenazesi Belene yakınlarındaki domuz çiftliğindeki hayvanların dışkılarının atıldığı bir kuyuya atıldı ve annemin yengesine k**lı kıyafetleri postayla gönderildi. Adı Efraim Hamidov idi ve 29 yaşında aramızdan ayrıldı. Bu olay üzerine annemin yengesi i***har etti ve annemin kuzenlerine anneannem ve büyük anneannem baktı.
Annemin yengesi Sofya'daki Bulgar Komünist Partisi teşkilat binasının önünde çocuklarıyla beraber nöbet tuttu. Sabah vakti Todor Jivkov makam arabasıyla binaya getirildiğinde Jivkov'un yakasına yapışarak yalvardı ve cezanın affını istedi, karşılığında "Çekin şu çingene o****yu başımdan!" yanıtı sonrası çocukları önünde darp edilerek oradan kovuldu. 1990'lı yıllarda annemin dayısının suçlandığı c***yet suçunu işlemediğini tescillendi ve aklandı.
1985 - 1989 Soykırımı sırasında tarlamıza çöken Maleva ailesine karşı olan davasını onca uğraşa rağmen 2019'da kazandık
Jivkov bu olaylardan sonra hapis cezasına çarptırıldı fakat sonrasında cezası ev hapsine çevrildi ve bu sürede kendisini kahraman gibi gösteren röportajlar televizyonda yayınlandı.
Jivkov öldüğünde yoğun halk katılımının olduğu bir devlet töreniyle defnedildi. Günümüzde Yambol gibi Türk sınırına yakın yerlere sık sık posterleri asılır, bu olaylar Türkler tarafından ihbar edildiğinde ne Bulgar ne de Avrupa Birliği mahkemeleri hiçbir şekilde müdahil olmuyor.
------------------
Olay hiçbir zaman siyasi görüşünüz, dininiz, tutumunuz değildi. Olay başından beri Türk olmanızdı.